Binyıl Şiiri

ÖZLEMLERİ DİLE GETİREN DİZELER

 

Yıldönümleri bireysel olduğu kadar toplumsal coşkuyla da kutlanan, ne kadar etkin kutlanırsa, o denli güzel olan önemli günlerdir. Buna inanıyorum. Bu yılbaşının bir binyıl dönümüne rastlaması, evrensel bir coşku selini de beraberinde getireceğini düşünerek, binyıl için ortak şiir yazma kararı aldık. iyi de etmişiz, nefis bir şiir çıktı. Tıpkı Borges’in tanımladığı türden. Çünkü üstat diyordu ki: “Şiir, gerçekten olmuş olanı değil de bir özlemi dile getirdiğinde güzeldir”.

 

42 şairin 119 dizeyle oluşturduğu “Binyıl Şiiri”, bana göre çok çok büyük özlemleri dile getiriyor. Yeryüzünde benzerinin hiç yok denecek kadar az oluşuyla da Dünya’nın ‘Şiir Anıtı’ olmaya aday.

 

Başlangıçta belli bir şair listemiz olsa da onları bulamazsak, yedek listemiz yoktu. Kaç şairin yer alması gerektiğini de konuşmamıştık. 42 şairden ilkini biz seçtlk: ölçümüz: yaşı ve ustalığıydı. Ondan sonra gelenler çok değişik yaşta, çok değişik ustalıkta şairler oldular. Hiçbirinin yerini ustalığına ya da yaşına göre belirlemedik. hepsi koşulların elverdiği biçimde, bazen de rastlantısal olarak gelişti.

 

İşte ‘Binyıl Şiiri’ böyle doğdu. Bu şiir belki de dünyanın 42 imzaya sahip tek şiiridir. Bu onuru bizimle paylaşma olanağı veren çok değerli şair dostlara. ayrı ayrı teşekkür ediyor, binyıllarını kutluyor, sevgiler sunuyorum.

 

 

 

BİNYIL ŞİİRİ

 

Yarın günlerden ağustosböceği (1)

Bir dalı kırdık diyelim

Şiirden başka nereye konur (2)

elbet bir çiçeğe konar

şiir kırık dalın yerine (3)

 

Pencereden bakınca, kırlangıçlarla yıldızlara

oradan buralara, buradan nerelere? (4)

Şiir almalı

Şiir vermeli insan (5)

 

Oluşta savurmuştu hani Tanrı

Öpüşte buluşur yine sevginin yarıları (6)

Düşe kalka düşülen yolların düşlerinde

Öpüle öpüle çatlamış ellerin günleşinde (7)

Şiir Tanrı’dan bir öpücüktür kırık daldaki kuşa

yeni binyıl nerden bilecek bunu (8)

Her şeyi Aşk bilir, ona sorun

bir gülün bin yılını … (9)

 

Adam ona bin ad koyduydu Tekvin’de

Bin kere yanıl, epi topu bir ad işte (10)

Doğuma sancılanan kısrak gibi şu yürek

Yeni bir yıla devrilirken zaman, patladı patlayacak (11)

 

Ama her şey kendiyle çelişir zamanla

bin yılda bin zaman geçmiş ne acıyla (12)

Hamdın / yanıp da piştin / gerisi boş nakarat:

Zaten böyledir hayat / Zaten böyledir hayat (13)

 

Düşlerin dünyasıdır şiir

Kurtuluşudur insanın. (14)

Yirminci yüzyıl, iyi ki bitiyorsun! (15)

 

Doğan günün haberi yok

Hep cahil dönüp giderken (16)

Ömrüm, armağan olsun geçmiş binyılda sana

Bu, vedasıdır hayatın hayatımıza

Ömrüm, gelecek binyılda da bana armağan

Bu da elvedası yaşadığımızın

Kutlu olsun sana da bana da … (17)

 

Hayal büyücüsüydüm, ilk yanlışım akarsu olmak istememle başladı

Kimi düşlerin ellerinden tutardım, kimi düşleri bağlasam durmazdı (18)

Her martı kayışında bir şiir

kokusu sonraya kadar (19)

 

Vaktiyle düşürmüşken Sadri Alışık Sokağında hayatımı

Sahi kim takar şimdi binyılın ilk imgesini

 

Şiirsinema derinliğinde klaket bıçağı gibi yakama (20)

Binyılı omuzlayan aydınlık gelecek,

Kefaretini ödemiş bir gelecek olmalı (21)

Binyılın eşiğinde binyıla atılan adım

Yeniden diriltmek için yarım kalan düşü,

Milyonlarca insanın yüzyıllardır gördüğü. (22)

 

Ağzı gece çocuk

Aşk’la ölüm vakit alır (23)

Binyıl yaşandı yüzyıl içinde

Acılar binyılı savaşlar binyılı

Binyıl bitti yüzyıl sonunda

Umut ve avuntudur beklenen beklendikçe (24)

Clinton’un burnunu sıkan çocuk da

girdi işte bu şiire

Hayatın yanağından makas alırlarsa iyi

yoksa bu dizelerin hepsi devrilir

şairlerin üstüne (25)

 

Aşkın ocağını yeniden kaynattım

bin yürekle merhaba binyıla (26)

Kimbilir kaç bin yılın

yalnızlığıdır bu.

Hep aynı kavgası kalabalığın,

ve hep aynı pembeyi savunuşu baharların. (27)

 

Bisikletime bindim, gökyüzünü öptüm

ve bir sözcüğü o kadar incelttim ki,

ucu üç okyanusu yırttı.

 

Fakat bir menekşe kokusunun içinde kırıldı

ve anlaşıldı ki, binyılların en güzel bileşkesi aşk. (28)

 

Zaman bırakıp gidebilir dünyayı

Benim zamanım doldu deyip

Ne benim hakkımı verdin.

Şimdi zamanı sen yarat

Ne halin varsa gör insanoğlu. (29)

 

Amazonlarda Yanomami kabilesinde

zaman hiç olmadı,

hiç bilmediler çocuk kaç ayda doğar

-ayları yoktu-

günler midir, yıllar mıdır aşkın bedeli

-hiç bilmediler-

yoksa saniyelerle mi sürer … (30)

 

Ve yiter sonunda şiirin sesi de

sonsuz düzyasının içinde zamanın (31)

Alıkoyma beni yolumdan çağ

Ulaşayım yanımdaki insana (32)

Acının, ihanete uğramışlığın çocuğu şiir

-çatal kuyruklu şeytan

Nereye kazsın son yaşam tünelini

-kendi rüyasından başka (33)

 

onu ikibin ağızlı, dörtbin gözlü bir esinti sansa da insan

hep aynı rüzgârı eskiten sert bir kayadır zaman

dolunaya benzese de içimizdeki saatin gölgesi

boşa geçen anların uzunluğudur ölürken geride kalan(34)

Zamanın içinde zamanlar sürgünüyüz avutulan

Yakamıza iliştirilmiş bir gülün yaprağıdır hatırlanan (35)

 

İhtiyar yüzyıla bin küfür (36)

 

Zaman o sınırsız gelgit büyülü çağrı

Gizemin karanlık bahçesinden uzanır şiirin güneşine (37)

Çatalhöyük’te memeleri süt dolu tanrıça

devam edecek varoluşuna

zamanın karnı var mı ki yutsun

yeni binyıl dediğimiz bakire değil ki

binlerce yılı taşıyarak gelmiş omuzlarında (38)

 

Anlat. Hakkını vermeyen hayatı anlat

Seni yok sayan geceyi ve gerçeği

Benzerini bulamamış kalbinde iç çeken hayalleri

Ve artık kapanırken kapılar akşamın yüzüne

Herkes birer seyirci kendi kederine (39)

bir görünmez duvar indi

bilmeden aştığımız çizgiye

öncesi dumanlar içinde (40)

Geçtik in çağından, kuvantum ve zorunluluk çağından

Değildik insandan ötede (41)

 

İnsanlığın korosudur bu seslenen

Bir çığ gibi doludizgin şiirle gelen

Tek özlemimiz o, tek yakarış

Yalnızca bu yeni binyılda değil

Gelecek bütün binyıllarda

“İnsanca yaşamak ve ölümsüz barış! (42)

 

ŞAİRLER

(1) Melih Cevdet Anday, (2) Arif Damar, (3) Haydar Ergülen, (4) Cevat Çapan, (5) Cengiz Bektaş, (6) Yüksel Pazarkaya, (7) Turgay Fişekçi, (8) Talat Halman, (9) Hilmi Yavuz, (10) Orhan Alkaya, (11) Hasan Öztoprak, (12) Nihat Behram, (13) Ahmet Necdet, (14) Erdoğan Alkan, (15) Ataol Behramoğlu, (16) Güven Turan, (17) Refik Durbaş, (18) Engin Turgut, (19) Sedef Özkan, (20) Hüseyin Alemdar, (21) Ahmet Oktay, (22) Kemal Özer, (23) İlhan Berk, (24) Eray Canberk, (25) Enver Ercan, (26) Başaran, (27) Melisa Güıpınar, (28) Özkan Mert, (29) Hidayet Karakuş, (30) İnci Asena, (31) Şavkar Altınel, (32) Süreyya Berfe, (33) Zeynep Aliye, (34) Akgün Akova, (35) İlter Yeşilay, (36) Şükran Kurdakul, (37) Turgay Gönenç, (38) Yeşim Ağaoğlu, (39) 0ya Uysal, (40) Bülent Ecevit, (41) Mustafa Köz, (42) Şinasi Özdenoğlu.

(Bülent Ecevit, Melih Cevdet Anday, Arif Damar, Cengiz Bektaş, Ahmet Necdet’in dizeleri yayımlanmış şiirlerinden.)

 

KAYNAKÇA

Hikmet Altınkaynak, “Özlemleri Dile Getiren Dizeler”, “Binyıl Şiiri”, Hürriyet Gösteri, sayı 216, İstanbul Ocak-Şubat 2000, s.14-18

Hikmet Altınkaynak, “Özlemleri Dile Getiren Dizeler”, “Binyıl Şiiri”, Dünyayı Paylaşan Yazarlar, Gendaş Yayınları, İstanbul 2000, s.45-50