Tango ve Şevval Sam

Tango nedir? Bir ezgi türü mü? Bir tür dans mı? Dansla müziğin iç içe geçtiği bir dans-müzik mi? Yıllar önce yayımlanan ve şimdi satışta olup olmadığını bilmediğim, sanat danışmanlığını Cemal Ünlü’nün yaptığı  “ Geçmişten Günümüze Türk Müziği” dizisinde “Alafranga” adlı CD’li kitapta, tango, dans müziği olarak tanıtılıyordu. Kitapta Waldo Frank’ın tanımına yer veriliyor, Frank, “Tango hayatın ve trajik duyguların estetik bir biçimde toplumca ifadesidir” diyordu.(Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1998)

Tango, Arjantin’de doğsa da Endülüs ve İtalyan folklorundan izler taşıdı ve dünyaya yayıldı, Türkiye’de de sevildi. Her ülkede yerel kimliğe büründü, başkaldırının simgelerinden biri oldu. Tango’yu inceleyen Fehmi Akgün,Büyük kente koşan, aradığını bulamayıp düş kırıklığına uğrayan insanların kırılan umutları, sıkıntıları, başkaldırıları bu dansla ifade edilmiş dışa vurulmuştur” saptaması yapıyor. Ferman Silva Valdes ise, “Tango, sen bir çığlık, bir hıçkırıksın. Sarhoş olduklarında bile gülmesini bilmeyen insanların şarkısısın” diyor. ( Fehmi Akgün, Yıllar Boyunca Tango, Pan Yayıncılık, İstanbul 1993)

İş Sanat’ta dün akşam müziğiyle, dansıyla Şevval Sam’ı dinlerken-izlerken bunları da düşündüm. Bugünlerde bir tango albümü de yayımlayan Şevval Sam’ın bunu iki yıllık bir ön hazırlık içinde yaptığı bilgisini edindim. Yüzlerce eser arasından 17 şarkı seçmiş. Bu şarkılar arasında Türkiye ve dünyadan eserler de yer alıyor.

İki saate yaklaşan tango konserinde Şevval Sam, modern ve klasik tangoları seslendirdi, yumuşak figürlerle, yüzünde bir hüzünle dans etti. Güzel bir akşam yaşattı izleyicisine. Yalnızca salonda yer alan seyircileriyle değil, Facebook hesabından saat 21.00’de başlayarak dört tangoyu da canlı olarak, hayranlarıyla paylaştı.

Oyunculuk; türkü, arabesk, alaturka, tango, tangolara söz yazarlığı… Tepeden tırnağa yetenek dolu bir sanatçı Şevval Sam. İçindeki dans ateşi ve özgürlük ezgileri sanki bir volkan gibi kaynıyor… Hayranlarından olduğu gibi, sanırım annesi, büyük sanatçı Leman Sam’dan da büyük destek alıyor.

İş Sanat’ta Şevval Sam konserinde bunları yaşadım. Şevval Sam dinleyicisi de bunu görüyor ki konserinin biletleri günler öncesi tükenmişti.

Gramofon ve taş plaklar döneminde moda olan tango, ilk Türk besteciler de yetiştirdi. Necip Celal Antel, Mazi’yi yazdı. 1932 yılında Seyyan Hanım tarafından plağa okundu. Antel’den sonra Fehmi Ege, Necdet Koyutürk gibi besteciler çıktı. Birsen Hanım, Afife Hanım tango söyleyenler arasına katıldı.

Benim ilk kez sahnede dinlediğim ve izlediğim, son tango söyleyen sanatçımız Şevval Sam’ın dün akşamki ezgilerini/çığlığını, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü olması nedeniyle farklı algıladım… Tangonun yeniden moda olması düşüncesine de bir İnsan Hakları Günü’yle örtüşmesi nedeniyle kapıldım.

Ne dersiniz Şevval Sam tangoyu yeniden moda haline getirebilir mi? Getirmeli, tango moda haline gelmeli. Bunu derken yalnızca türkü ve şarkılar yetmez, umut genel olarak sanatta, sanatçıda da diyorum. Artık tüm yurtta ve dünyada yaşanan haksızlıklara herkes bir köşesinden yeter demeli… Şevval Sam’ı bir de bu gözle izlemeli, dinlemeli…