Kim Engelli?

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜNDE

Çarşamba günü Beşiktaş’ta Mustafa Kemal Kültür Merkezi Attilâ İlhan Salonu’nda engellileri anlatan “İlle de Yaşamak” adlı belgeseli izledim. Etkinlik piyano eşliğinde bale gösterisiyle başladı. Ardından engellilerin ortaya koyduğu belgesel film gösterildi.

Yönetmenliğini Sinan Karahan’ın, yapımcılığını Mahir Turan’ın yaptığı bu filmde, engellilerin engelleri nasıl aştığını gördüm. Bale yapan, piyano çalan, basketbol oynayan, judo yapan, tekerlekli sandalyeyle alışverişe çıkan, bağlama çalan engellileri tanıdım.

Belgeselin izlenmesinden sonra sahneye gelen Sinan Karahan, “ Sosyal bir devlette engelliler insanca yaşamak istiyor” dedi  ve ekledi:  “Engellileri ne kadar anlatsak, yine de eksik kalır anlattıklarımız”.

Filmde kimi en büyük kâbusu olarak annesini yitirmeyi anlatıyordu, kimi bizler görmediğimiz için her şeye dokunarak anlıyoruz, sizler de bizi anlamak istiyorsanız, bize dokunun diyordu…

“İlle de Yaşamak” belgeselinden sonra oyuncu Fırat Tanış’ın sunduğu programda önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya konuştu. Engellilerin sorunlarını, çözüm önerilerini  CHP’nin gerçekleştirdiği çalışmaları anlattı. Yapılan yasal düzenlemelerden söz etti. Daha sonra ise, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sahnede bazı engellilerle, belgeselde rol alan Hanife Eker, Meryem Nazlı, Burak Can Şahin, Özer Güvenç’le bir araya geldi. Onların engelli istihdamı, engellilerin sosyal yaşamda karşılaştığı sorunlar, erişilebilirlik, aile sigortası gibi konularda odaklanan sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, engellilerle empati kurmak için görme engelli Meryem Nazlı’nın bastonunu aldı ve soruları öyle yanıtladı.

Programı izlerken bir an Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen, büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerinden Jorge Luis Borges’i (d. 24 Ağustos 1899 – ö. 14 Haziran 1986) düşündüm.

Otuz beş yaşında kalıtımsal bir hastalık yüzünden gözlerini yitiren Borges, 1955’te 800.000 kitaplı Arjantin Ulusal Kütüphanesi Müdürlüğü’ne getirilmişti.  Ertesi yıl 1956’da Buenos Aires Üniversitesi’nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atanmış  ve on iki yıl çalışmıştı.

Geçen yıl Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’na gelen denemeci  Alberto Manguel,  4 yıl boyunca haftanın 3-4 günü Borges’in evine gitmiş ve ona kitap okumuştu.

Manguel, Borges’e  onun isteği üzerine çoğunlukla Kipling’in öykülerini, Stevenson’un denemelerini okurdu.  Borges, Manguel’le okunanları  paylaşır, yazarların nasıl çalıştıklarını irdelerdi.  Alberto Manguel’in anlattıklarından biri çok ilginç.

Kimi zaman Borges, bir kitapçı rafında elini bir kitabın kapağında gezdirdikten sonra sanki sihirli bir sesin yardımıyla -fizyoloji yasalarına aykırı bir şekilde- kitabın adını söylermiş.

Yapıtlarıyla tüm insanlığı büyüleyen Borges, bu alanda yalnız değil. İlyada ve Odysseia’nın yaratıcısı M.Ö. 8. Yüzyılda yaşadığı sanılan Homeros da Borges gibi, kördü.

Dünya Engelliler Günü’nde çok yetenekli engellileri izlerken, bunları düşündüm.  Filmde Mevlut Yavuz’un iki oğluyla birlikte tıpkı Âşık Veysel’in okuduğu  “Uzun ince bir yoldayım/Gidiyorum gündüz gece” türküsüyle simgelenen yaşama tutunma çabasını yürekten alkışladım.