Kategori arşivi: Haber

‘Şiir yazar gibi yapayalnızım’

Oktay Akbal’a Mektuplar / Şiir yazar gibi yapayalnızım…

Hazırlayan: Hikmet Altınkaynak

Türk edebiyatının dev çınarlarından öykücü, romancı, gazeteci Oktay Akbal’a edebiyatçı arkadaşlarının, dostlarının yazdığı mektuplar kitap haline getirildi.

91 yılı geride bırakan Cumhuriyet gazetesi yazarı Oktay Akbal’a 1943’ten bu yana, tam 70 yıllık dönemde yazılan mektupları eleştirmen yazar Hikmet Altınkaynak bir kitapta topladı.

Akbal’ın isteğiyle ve bu görevi onur duyarak üstlendiğini söyleyen Altınkaynak ,mektuplar, bugüne kadar Türk edebiyatının en büyük, en zengin toplamı, aynı zamanda edebiyatımızın hangi dikenli  yollardan geçerek yükseldiğinin de göstergesi’,  diye tanımladı.

Çağdaş edebiyatımızın mimarlarından olan bu yazarların mektupları onların öğrencilik yaşamından başlayarak aşklarına, iş arayışlarına, kavgalarına, dostluklarına, yol arkadaşlığından çıkanların eski – yeni hayatlarına, yapıt yazma ve yayımlatma koşullarına, siyasal iktidarın tutumuna varıncaya kadar bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış bilgileri içeriyor. Kitap, 40 edebiyatçının Oktay Akbal’a yazdığı 140’a yakın mektuptan, seçme bir fotoğraf albümünden oluşuyor.

İÇİNDEKİLER

Önsöz   Hikmet Altınkaynak

MEKTUPLAR

  • Nahit Ulvi Akgün
  • Besim Akımsar
  • Sabahattin Kudret Aksal
  • Talip Apaydın
  • Dr. Neda Armaner
  • Mustafa Balbay
  • Aydemir Balkan
  • Tahsin Banguoğlu
  • Faik Baysal
  • Vehbi Belgil
  • Egemen Berköz
  • Adnan Binyazar
  • Salâh Birsel
  • H. Wilfrid Brands
  • Alev Coşkun
  • Necati Cumalı
  • Bülent Ecevit
  • İlhami Emin
  • Ali Gevgilili
  • Kasım Gülek
  • Ruşen Hakkı
  • Kenan Harun
  • Georg Hazai
  • Ayhan Hünalp
  • Ahmet Köksal
  • Cahit Külebi
  • Nezihe Meriç
  • Yaşar Nabi Nayır
  • Behçet Necatigil
  • Fahir Onger
  • Fikret Otyam
  • Lütfi Özkök
  • Ziya Osman Saba
  • Mehmet Salihoğlu
  • Mehmet Seyda
  • Salim Şengil
  • Ahmet Telli
  • Naim Tirali
  • Fehmi Yavuz
  • Hilmi Yavuz

Oktay Akbal’a Mektuplar

Oktay Akbal'a Mektuplar
Oktay Akbal’a Mektuplar

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ‘Meslekte İz Bırakanlar Toplantıları’nın 12’ncisi ‘Oktay Akbal’a Mektuplar’ başlığıyla Basın Müzesi’nde düzenledi.

 

Öykücü, romancı, gazeteci ve yazar Oktay Akbal, İstanbul’da 20 Nisan 1923 yılında doğdu. Sait Faik ve Sabahattin Ali’den sonra Türk öykücülüğünde yeni bir kilometre taşı olarak kabul edilen Oktay Akbal, çağdaşı yazarları da etkileyen bir isim olarak anılıyor. ‘Önce Ekmekler Bozuldu’, ‘Aşksız İnsanlar’, ‘Önce Şiir Vardı’, ‘Bir Simit Ağacı Olaydı’, ‘Hiroşimalar Olmasın’, ‘Atatürkçülük Savaşı’nın da içinde olduğu birçok kitap yazan Oktay Akbal, son yıllarda yaşlılığa bağlı hastalıklarla yaşamını sürdürüyor. 91 yaşındaki Oktay Akbal’ın Cumhuriyet’te yayınlanan son yazısı 23 Mart 2014 tarihini taşıyor. Her gün yazı yazamadığı için çok üzülen ve ‘yazmak, yaşamaktır’ diyen Oktay Akbal’a en büyük desteği ise eşi Ayla Akbal veriyor. Eşiyle birlikte Muğla Akyaka’da yaşayan Oktay Akbal Basın Müzesi’nde düzenlenen toplantıya gönderdiği bir mesajla duygularını dinleyicilerle paylaştı. Oktay Akbal’a Mektuplar kitabının ele alındığı toplantıya TGC Başkanı Turgay Olcayto, Önceki Başkan Orhan Erinç, Genel Sekreter Sibel Güneş, Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer ve Sekreteri Haşmet Yavuz’un da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ve yazar katıldı.

BAŞKAN OLCAYTO: DEMOKRATİK REJİMLERDE BASIN HÜRDÜR SANSÜR EDİLEMEZ

Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto yaptı. Olcayto, Oktay Akbal’ın inatla korkmadan gerçekleri dile getiren en önemli aydınlardan biri olduğuna dikkat çekerek günümüzde basına uygulanan baskıların her geçen gün arttığını ifade etti. Başkan Turgay Olcayto, konuşmasında şunları dile getirdi: “17 Aralık operasyonunun ardından görevden alınan eski Bakanlar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu’yla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla yasaklama çıktı. Başta Cumhuriyet olmak üzere Evrensel, Birgün, Yurt, Zaman ve Taraf gazeteleri yasağa tepki gösterdiler. Yasağa uymayacaklarını söylediler. Basının görevi kamu yararını ilgilendiren bütün konularda bilgi ve fikirleri topluma aktarmaktır. Demokratik rejimlerde basın hürdür ve sansür edilemez. Yayın yasakları ile olayların kamuoyuna aktarılmasının engellenmesi Anayasa’ya da aykırıdır. Bilgi edinme yurttaşlara tanınmış bir haktır. Habere ulaşmak, haberi yorumlamak ve haberi serbestçe yayınlamak da basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilir. Yayın yasakları bu hakkı zedelemektedir. Halktan haber gizlemenin sakıncalarını da sıkça yineledik. Son 4 yılda alınmış 149 yayın yasağı kararı var. Bingöl’de polis öldürülüyor. Yasaklama geliyor. Uludere’den başlayıp Reyhanlı’ya kadar pek çok olayda gerçekler halktan gizlendi. Türk halkının öğrenemediği ne kadar çok haber var. Biz gazeteci olarak bile orada yaşananları bilmiyorsak kamuoyu nasıl aydınlanacak”

OKTAY AKBAL’IN MESAJI: MEKTUPLARIN ÖZGÜN BİÇİMLERİ BASIN MÜZESİ’NDE KORUNMASI DİLEĞİM

Moderatörlüğünü Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı Orhan Erinç’in yaptığı toplantıda gazeteci-yazar Ali Sirmen, eleştirmen Hikmet Altınkaynak ve İş Bankası Kültür Yayınları Editörü Ruken Kızıler konuştu. Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı Orhan Erinç, konuşmasına Oktay Akbal’ın gönderdiği mesajı katılımcılarla paylaşarak başladı. Akbal, mesajında şunları dile getirdi:

“Değerli Dostlar; edebiyat, anı ve belge değeri olan bu dost mektuplarının özgün biçimlerinin Cemiyetimizin Basın Müzesi’nde korunması ve gerektiğinde araştırmacıların bilgilerine sunulması, dileğimdir. Zamanlar geçer, değerli anılar varsa, onlar hep kalır. Bu mektupların kitaplaşmasında katkı ve emeği büyük olan edebiyatçı yazar, dostum Hikmet Altınkaynak’a, kitabı yayımlayan İş Bankası Kültür Yayınları yönetimine, editör Rûken Kızıler’e çok teşekkür ederim. Ayrıca bu toplantıyı gerçekleştiren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Basın Müzesi’ne, toplantıya katılan değerli konuşmacılara ve konuklara da sevgilerimi, teşekkürlerimi sunarım”

ORHAN ERİNÇ: OKTAY AKBAL’IN YAZISINI İLK OKUYAN GAZETECİLERDEN BİRİYİM

Cumhuriyet Vakfı Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Erinç,“Ben yıllarca yazı işlerinde Oktay Akbal’ın yazısını ilk okuyan gazetecilerden biri oldum. Oktay Akbal’a Mektuplar kitabının çıkması çok değerli” diyerek başladığı konuşmasına yayın yasaklarıyla ilgili görüşlerini dile getirerek devam etti: Erinç, “Son yayın yasağı ile halkın bilgi edinme hakkı elinden alındığı gibi gazetecinin de adli haber yazma olanağını da elinden alınıyor. Polis, adliye muhabiri dediğimiz çok önemli alanın çalışanlarının da haber yapmasını engelleyen bir uygulama. Basın Yasası’na dayanarak radyoyu, televizyonu, interneti bağlayıcı karar almak olanağı hukuken yok. Ancak ama yayın yasaklarında her nedense 3. maddeden hareketle basına yasak getirmek gibi hukuki sorunla karşı karşıyayız. Hukuki dayanağı olmayan bir yayın yasağı var. Son yayın yasağı ‘basılı, görüntülü ve internet gazeteciliği’ dediği için radyoyu kapsamıyor” şeklinde konuştu.

HİKMET ALTINKAYNAK: HAYATTA HİÇBİR ŞEYE BOYUN EĞMEDİ

Oktay Akbal’a Mektuplar kitabının yazarı olan Hikmet Altınkaynak, şunları söyledi: Oktay Akbal, bu mektupların yok olmasını istemiyordu. Onları 70 yıl boyunca saklamış, korumuş, gözü gibi bakmış, değer vermişti. Mektuplar, değerli dostlarından gelmişti ve değerli bilgiler içeriyordu. Bu nedenle de mektupları bir an önce okurla buluşturmak istedi. Haklıydı, dün yazılmış gibi mürekkep kokuyordu. Doğaldır ki uçup gitmeyen yalnızca mürekkep değildi. O yoğun duygulardı. Bu mektupları yayımlama kararı, sanırım biraz da bu yoğun duyguları paylaşmak içindi. Ama bir yandan da Oktay Bey, zaman zaman karamsarlığa kapılıyor, yaşlılıkla, hastalıkla savaşıyor. Hayatta hiçbir şeye boyun eğmediği gibi, onlara da boyun eğmiyordu. Geleceğe kalacak mektupların; belgesel, yazınsal değeri olsun istedim. Seçmeyi tıpkı bir şiir antolojisi hazırlar gibi yapmaya çalıştım. Mektuplar, yazıldığı gibi aynen kitaba aktarıldı. Buna hem ben hem de yayınevi editörü Sayın Rûken Kızıler, büyük bir dikkat ve özen gösterdik. Okunamayan sözcükleri olası sözcüklerle tamamlama yoluna gitmedik, yerini boş bırakıp (…) olarak belirttik. Bilinmeyen kişi, yer, yapıt, sözcük adlarını çok büyük oranda dipnotlarla açıklamaya çalıştık. Yazar sıralamasını, yazanların soyadına göre yaptım. Her yazarın mektuplarını da ilk mektubundan son mektubuna doğru kendi içinde yazılış tarihine göre dizinsel olarak sıraladım.

CEPLERİ MEKTUPLA DOLU KUŞAĞI SAYGIYLA ANIYORUZ

İş Bankası Kültür Yayınları Editörü Ruken Kızıler ise toplantıda yaptığı konuşmada kitabın oluşma süreciyle ilgili duygularını paylaştı: “Oktay Akbal, tüm yaşamı içinde kendisine gelen mektuplara o kadar zaman ayırmış ki, taşradan gelen mektuplarda hep bir istek var. Oradan ulaşamadıkları gazeteleri, dergileri talep ediyorlar. Para birleştirip ona gönderiyorlar. Sadece öykücü, gazeteci, romancı değil aynı zamanda bir mektup üstadı olduğunu mektuplardan görüyoruz. Oktay Akbal’a mektupları saklayıp, arşivini açtığı için de kendisine müteşekkirim. Cepleri mektupla dolu kuşağı saygıyla anıyoruz”

ALİ SİRMEN: OKTAY AKBAL İÇİNDEKİ ÇOCUĞUNU ÖLDÜRMEMİŞ BİR ADAMDIR

Oktay Akbal ile uzun yıllar birlikte çalışan gazeteci-yazar Ali Sirmen ise “aydın cesaretini ondan öğrendim” diyerek konuşmasına başladı. “Doğrusu söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Bugün Oktay Akbal ile telefonda konuştum. Buraya gelen herkese selamlarını, sevgilerini gönderdi. Oktay Akbal hasta. Onun hasta olduğunu duymak insana üzüntü veriyor. Fakat ne tuhaftır ki bütün bu elverişsiz koşullara rağmen Oktay Akbal ile konuşunca insanın içi açılıyor. Benim de içim açıldı. Onu teselli edeceğime ben teselli buldum. Oktay Akbal, bir güzel insandır. İçindeki çocuğu hiç öldürmemiş bir adam. Her zaman insana yaşama sevinci verir. Ondan unutulmaz bir şey öğrendim. Aydın cesaretinin ne olduğunu Oktay Akbal’dan öğrendim. Askeri darbeleri beraber yaşadık. Fakat Oktay Akbal yazı yazarken hiç kendini tutmaz, frene basmaz, düşüncelerini gözünü kırpmadan söylerdi. Aydın cesaretinin aynı zamanda insanın korkarak da olsa düşüncesini açıklama inadı olduğunu Oktay Akbal’dan öğrendim”

KİTAPTA KİMLERİN MEKTUPLARI VAR?

Nahit Ulvi Akgün, Besim Akımsar, Sabahattin Kudret Aksal, Talip Apaydın, Prof. Dr. Neda Armaner, Mustafa Balbay, Özdemir Balkan, Tahsin Banguoğlu, Faik Baysal, Vehbi Belgil, Egemen Berköz, Adnan Binyazar, Salah Birsel, Dr. H. Wilfrid Brands, Alev Çoşkun, Necati Cumalı, Bülent Ecevit, İlhami Emin, Ali Gevgilili, Kasım Gülek, Ruşen Hakkı, Kenan Harun, Georg Hazai, Ayhan Hünalp, Ahmet Köksal, Cahit Külebi, Nezihe Meriç, Yaşar Nabi Nayır, Behçet Necatigil, Fahir Onger, Fikret Otyam, Lütfi Özkök, Ziya Osman Saba, Mehmet Salihoğlu, Mehmet Seyda, Salim Şengil, Ahmet Telli, Naim Tirali, Prof. Dr. Fehmi Yavuz, Hilmi Yavuz.

MESLEKTE İZ BIRAKANLAR TOPLANTILARI

TGC Meslekte iz bırakanlar toplantılarıyla yaşayan ve kaybettiğimiz gazeteci ve yazarların dünya görüşlerini, eserlerini üyeleriyle paylaşmayı sürdürüyor: Bugüne kadar toplantılara konu olan gazeteci ve yazarların isimleri ise şöyle: 1. Burhan Arpad/ çevirmen-yazar 2. Cevat Fehmi Başkut /gazeteci 3. Doğan Nadi/ Gazeteci-yazar 4. Faruk Nafiz Çamlıbel/ şair-yazar 5. Hrant Dink/ gazeteci 6. İlhan Selçuk ve karikatürist Turhan Selçuk 7. Niyazi Ahmet Banoğlu/ gazeteci, tarihçi, yazar 8. Semih Balcıoğlu/ karikatürist 9. Şakir Süter/ Gazeteci 10. Uğur Mumcu/ gazeteci- yazar 11. Vasfiye Özkoçak/ gazeteci

(TGC)

2014 Tepeyran Roman Ödülü Necati Tosuner’e Verildi

(Soldan):Güray Öz,Rifat Örnek, Leman Hanım, Necati Tosuner, Hikmet Altınkaynak, Yüksel Pazarkaya. (Arkada): Şerife Ayvere Özmüş.

(Soldan):Güray Öz, Rifat Örnek, Leman Hanım, Necati Tosuner, Hikmet Altınkaynak, Yüksel Pazarkaya. (Arkada): Şerife Ayvere Özmüş.

Beşiktaş Belediyesi ile Niğde Kültür ve Sanat Platformu‘nun ortaklaşa düzenlediği Tepeyran Roman Ödülü’nün dördüncüsü, Pazar  günü Tüyap’ta yapılan törende yazar Necati Tosuner’e verildi. Tosuner ödüle İş Bankası Kültür Yayınları’nca basılan ‘Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı!’ isimli kitabıyla değer bulundu.

Niğde Kültür ve Sanat Platformu Başkanı, Seçiciler Kurulu Yazmanı Hikmet Altınkaynak, açılış konuşmasında ödülün kurulmasında ve sürdürülmesinde katkısı olanlara teşekkür ederek, ‘bu ödülle edebiyatımıza ve toplumumuza büyük katkılarda bulunmuş olan Tepeyran’a saygı borcumuzu ödüyoruz’ dedi. Beşiktaş Belediye Başkanı adına Başkan Yardımcı Rifat Örnek de, Başkan Av. Murat Hazinedar’ın mesajını aktardı. ‘Edebiyat sadece insanları değil kentleri de birbirine bağlıyor’  diyerek, Beşiktaş’ın nice şairlere ev sahipliğini yaptığını şimdi de ‘Küçük Paşa’ romanını Türkçemize kazandıran Tepeyran’ın doğduğu, büyüdüğü, ürettiği kent Niğde’yi bağladığını’ söyledi. ‘Çankaya Belediyesi’nden devraldığımız bayrağı sürdüreceğiz’ dedi.

Törende Tepeyran’ın torunu öykücü, romancı Oktay Akbal’ın yanı sıra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ercan Karakaş’ın ve TYS Genel Başkanı Mustafa Köz’ün mesajları okundu.

Kılıçdaroğlu, Tepeyran’ın üç dönem CHP’den milletvekilliği yaptığını belirterek, Tosuner’i kutladı ve ‘Bu tür ödüllerin toplumumuzu çağdaşlaştırmada saygıdeğer kişileri yaşatmada önemli bir işlev yaptığına inanıyorum’ dedi.

Törene Orhan Erinç rahatsızlığı yüzünden katılamadı. Diğer konuşmacılar Güray Öz, Yüksel Pazarkaya, Necati Tosuner’in ödül verilen yapıtı üzerine yaptıkları konuşmalardan sonra, önce seçiciler kurulu üyelerine teşekkür plaketleri, ardından da Rifat Örnek ve Hikmet Altınkaynak tarafından Tosuner’e plaket, ödül çeki ve buket sunumu yapıldı.

Tosuner de yaptığı kısa konuşmada ‘gençliğimde kamburumu yazmak bana acı vermiyordu. Ama ‘Susmak’ı yazmak, bana acı verdi. Öte yandan Oktay Akbal’ın dedesi Tepeyran’ın adını taşıyan bu ödülü almış olmak, beni çok mutlu etti’ diyerek, teşekkür etti.

ONK Ajans

 Osman N. Karaca’yı Yitirdik (mi?)

ONK olmasaydı, Orhan Kemal’i, Sabahattin Ali’yi, Halit Ziya Uşaklıgil’i, Orhan Pamuk’u  vb. yazarları  yabancılar okuyamayacak, bizler de Milen Kundera’yı, Albert Camus’yü, Jean-Paul Sartre’ı, Thomas Mann’ı, Virginia Woolf’u, Umberto Eco vb. yazarları belki de hiç okuyamayacak ya da çok geç okuyacaktık.

Kim bilir belki de pek çok filmi, pek çok oyunu zamanında izleyememiş olacaktık!

Önceleri ONK’un çalışma alanı yalnızca yabancı yayınların Türkiye’de, Türkçe yayıncı bulmasıyla sınırlıyken sonraları ONK, Türkçe kitapların da başka dillerde yayımlanmasını sağlama ve giderek de bir yazarın tüm yayıncılarla, sinemacılarla, tiyatrolarla ilişkisini düzenleme, yazara yayın danışmanlığı, hukuk danışmanlığı yapmaya yöneldi. Osman N. Karaca ONK’u kurarak Türkiye’de bir boşluğu doldurdu. Onu evrensel bir yapıt hakları (Copyright ©) kuruluşu haline getirdi.

Geçen 53 yıllık süre içinde ONK, 5.000’i aşkın kitabın yayımlanmasını sağladı. Türkiye’de sahnelenen oyunların yüzde 80’ini ONK getirdi. Türkiye’nin Milliyet Çocuk’tan sonra çağdaş ilk çocuk dergisi olan Kumbara’yı 16 yıl (1978-1993) Türkiye İş Bankası adına yayımladı. Milyonlarca çocuğun dünyasına girdi.

Her yıl ilk baskı ve tekrar baskı olmak üzere en az 250 kitabın Türkiye’de basılmasını gerçekleştirdiğini biliyorum. Şimdilerde 1000’e yakın Türk yazar, çevirmen, çizer ve bestecinin temsilciliğini yapıyor.

İşte tüm bu hizmetleri sunan kurumun kurucusu Osman N. Karaca’yı yitirdik demeye dilim varmıyor. Onun yaptığı iş aslında Oktay Akbal’ın betimlediği gibi “Sanata, sanatçıya, güzellikleri sevene, arayana, yaratana sevgiyle, saygıyla uzanmış bir el”den başkası değildi. ..

İnsana, emeğe, sanata değer veren bir insan olarak, kültür tarihimiz içinde saygıyla hep anılacaktır. Çok üzgünüz. Ailesinin kültür dünyasının başı sağ olsun. Osman N. Karaca ağabey ışıklar içinde uyusun…

Basında Binyıl Şiiri

Binyılın şiiri yazıldı

 Hürriyet Gösteri dergisi 42 şaire binyılı yorumlattı

HÜRRİYET Gösteri dergisi Ocak- Şubat 2000 sayısında ilk kez gerçekleştirilen bir projeye imza attı. Türk şiirinin önde gelen 42 ismine yeni binyılı yorumlattı ve oluşan şiir ‘Binyıl Şiiri’ adıyla yayımladı.

Aralarında Melih Cevdet Anday, Arif Damar, Talat Halman, Hilmi Yavuz, Ataol Behramoğlu, İlhan Berk, Kemal Özer, Ataol Behramoğlu, Bülent Ecevit, Mehmet Başaran, Ahmet Oktay gibi Türk şiirinin önde gelen isimlerinin de olduğu 42 şair sırayla yeni binyılı dizelerinde yorumladılar.

Hikmet Altınkaynakın koordinatörlüğünde Gösteri Dergisi tarafından yürütülen bu proje Türkiye tarihinde bir tür ‘şiir anıtı’ olmaya aday.

Dergide ayrıca ‘Okurken’ adını verdiği yazılarıyla Fethi Naci okuma notlarını yayımlıyor. Düzyazıları 9 ciltte toplanan Hilmi Yavuz ise kendisiyle yapılan bir söyleşide asıl serüveninin düzyazı değil şiir olduğunu söylüyor.

KİMLER YAZDI

Melih Cevdet Anday, Arif Damar, Haydar Ergülen, Cevat Çapan, Cengiz Bektaş, Yüksel Pazarkaya, Turgay Fişekçi, Talat Halman, Hilmi Yavuz, Orhan Alkaya, Hasan Öztoprak, Nihat Behram, Erdoğan Alkan, Ataol Behramoğlu, Güven Turan, Refik Durbaş, Engin Turgut, Sedef Özkan, Hüseyin Alemdar, Ahmet Oktay, Kemal Özer, İlhan Berk, Eray Canberk, Enver Ercan, Mehmet Başaran, Melisa Gürpınar, Özkan Mert, Hidayet Karakuş, İnci Asena, Şavkar Altınel, Süreyya Berfe, Zeynep Aliye, Akgün Akova, İlter Yeşilay, Şükran Kurdakul, Turgay Gönenç, Yeşim Ağaoğlu, Oya Uysal, Bülent Ecevit, Mustafa Köz, Şinasi Özdenoğlu.

Hürriyet Gösteri Dergisi’nin bu ayki sayısında yer alan konulardan biri de İsveçli oyun yazarı August Strindberg. Dünyanın tüm önemi sahnelerinde pere açan oyunlarıyla tanıan Strinderg’in karmaşık iç dünyasını anlatan bu yazıyı Tekin Sönmez kaleme aldı.

Kültür Merkezleri ile ilgili kapsamlı bir araştırma ve edebiyat -sinema ilişkisini konu alan yazı da Gösteri’nin Ocak\ Şubat 2000 sayısında yeralan diğer konular..

ECEVİT’İN DE DİZELERİ VAR

Şiirleri daha önce bestelenerek şarkı da olan Başbakan Bülent Ecevit de Binyıl Şiiri’ne dizeleriyle katıldı. Usta şair Melih Cevdet Anday’ın ‘‘Yarın günlerden ağustosböceği’’ dizesiyle başlayan şiirde Ecevit’in de şu dizeleri yeralıyor: ‘‘bir görünmez duvar indi/bilmeden aştığımız çizgiye/öncesi dumanlar içinde’’

( Hürriyet, 05.02.2000 )

 

 

Binyıl Şiiri Yorumu

BİNYIL ŞİİRİNİ DEĞERLENDİRDİLER

 

“Ender rastlanan bir olgu”

Talat Halman

Hikmet Altınkaynak, bence dâhiyane bir buluş yaptı, birçok Türk şairine birer ikişer mısralar yazdırdı ve bunlar bir araya gelince, kolektif bir şiir oluşturdular. Bu bizde de başka ülkelerin şiirinde de ender rastlanan bir olgu. Benim çok hoşuma gitti. Muhtemeldir ki 21. Yüzyılda da Türk şiiri çok daha büyük hamleler yaparak, dünya şiirinde çok yüksek düzeye gelecektir. Ben buna sadece basit bir iyimserlik olarak değil, adeta bir riyazi kesinlikle inanıyorum denebilir. Çok büyük beklentilerim var Türk şiirinden, Türk şairlerinden. Bugün de belki tek tek isim olarak verdiğimizde bir Nazım Hikmet’ten bir Yahya Kemal’den bahsedemiyoruz ama bana öyle gelir ki, bugün yazmakta olan genç şairlerin birçoğu gelecek onyıllarda, 21. yüzyılda Türk şiirine çok önemli boyutlar getirecekler ve dünya şiiriyle boy ölçüşerek büyük kültür zaferleri, edebiyat zaferleri kazanacaklardır.

 

“Standart Türk şiirinin üzerinde”

Özdemir İnce

Bir yapısal bütünlüğü, teması ve gizli, gizemli bir mesajı olan şiir- metni. Bu durumuyla “standart” yani her ay dergilerde yayımlanan Türk şiirinin üzerinde. Adı bilinmeyen birinin imzasıyla yayımlanmış olsaydı, şiir avcıları ” “yeni ve yetenekli bir şairle buluşuyoruz!” diyebilirlerdi. Bu belki de “standart Türk şiiri”nin erdem olduğu kadar en zayıf noktasıdır.

 

“Çağın ruhunu yansıtan bir proje”

Nilufer Kuyaş

Binyıl Şiiri çok keyifli bir oyun, aynı zamanda şairler arasında ortaklık duygusu yansıtması hoşuma gitti. Bazen mutlu rastlantıyla, bazen de şairlerin dikkati sonucu, yer yer çok da güzel anlam bütünlükleri oluşmuş. Ben nedense bu dizeleri bir plastik yaratıcı tarafından muazzam bir seramik panoda kolaj halinde düzenlenmiş olarak görmeyi hayal ettim, ardından İnternet’te gerçekten ortak ve etkileşimli bir proje olarak görmeyi düşledim. Gösteri Dergisi eğer bir “Binyıl Şiiri” sitesi yaratırsa, çok sevinirim. Hatta bu ortak yahut “imece” şiirden yola çıkarak, bir bölüm de okurların, halkın katılımına açılabilir. Yıllar önce Amazon firması romancı John Tpdike’a bir roman paragrafı başlatmış, sonra bunu okurların katılımına açmıştı. İsteyen herkes bu siteye girerek öyküyü devam ettirecekti. Üstad Updike sonra

bunların arasından bir seçim yaparak, son bir pasaj la romanı bitirecekti. Etkileşim çağında böyle projeler bir yerde “çağın ruhuna” uyduğu için insanda hoş duygular yaratıyor. Sanatın bir oyun olduğunu hatırlamak güzel, ayrıca sanatın günlük hayata girmesi, günlük hayatın bir parçası olması için ne yapılsa az bence. Hikmet Altınkaynak’ı ve Gösteri dergisini bu proje için kutluyorum. Binyıl Şiiri’nde nefis dizeler var. Türkiye’de şiirin ne kadar diri kaldığını gösteriyor. Umarım bütün yarınlarımız Melih Cevdet’in ifadesiyle “günlerden ağustosböceği” olur.

 

(…………………), “Ender rastlanan bir olgu”, Hürriyet Gösteri, sayı 216, İstanbul Ocak-Şubat 2000, s.19